Çoğu Şey Gibi
yıllar öncesinde alternatif yol olarak vapur benim yarı zamanlı evim olmuştu. tek zevkimdi. kaptan köşküne dalar giderdim, kışın dalgalarla boğuşan o kaptana ve dümene.sabah simit, akşam çay ve bisküvi ısmarladığım yegane sığınak. o zamanlar limon sıkacağı satan işportacı bir abi vardı. her akşam, 5 dakika aynı cümlelerle onu dinlerdik. güzel zamanlardı.sonra ben okulu bitirdim, yarı zamanlı değil de çeyrek zamanlı devam eder oldum hayatıma vapurda ama artık o abi yoktu.
çoğu şey gibi o da yoktu artık. çoğu şeyin tadı kalmamıştı; yerlerin, mahallelerin… geleceğe de o yüzden kaygılı bakıyorduk belki de, geçmişi bildiğimizden. yoksa aykırılık için gelmemiştik ya dünyaya. her şeyin, herkes tarafından içi boşaltıldı. dün sevgide, bugün siyasette, yarın bir kurumda ve ileride kimi şeylerde olacağı gibi boşaltıldı. her anlamda, aslından çok uzakta, içi boş kavramlar zinciri oldu bugün tüm her şey. rant, kazanç, rütbe, itibar, zenginlik, varlık ve varlık gösterisi, bir yerlerdeki varlığın bildirisi, altındaki araba, kolundaki saat, takımdaki rozet ve daha birçok sayamadığım şeyler ile kendi ortak mahallesini kuran ve başka şeye dönüşen ve lisanlar arasında yeri olmayan yeni bir dile dönüştü. bazılarının konuşabildiği ve çoğunun da öğrenmek için can attığı yeni bir dil. ( paragrafın adı iç sıkıntısı ve bazen dayanamama boyutuna gelen mevzular)
bugün yıllar önce bir yerde içtiğim kötünün iyisi bir kahvenin tadıyla güzel İstanbul’a, ülkeme ve bize bakıyorum. dinginleştiriyor ama bu iskeleden dışarı taşınca bakışlarımız yine aynı hengame. tüm tatsız, tuzsuz şeylerin içinde bile tutunacak bir dal arıyoruz, bulur gibi oluyoruz ama bulduğumuzun sadece hissiyatlarımız olduğunu görüyoruz.
katı düşünceyi değil de düşünceyi konuşuyoruz,konuşacak birilerini buluyoruz, bu dinginleştiriyor.yani aslında yine kendi ahvalimiz.
bizi bizden başka kimse anlayamaz.hiçbir siyasi malzemenin ölçütüne girmeden, zamanla yollarımızın herkesle ayrışacağı ya da hiç birleşemeyeceği bilinciyle.
*”her şey değişir, söz vermek bunu durduramaz. kimse bir ağaçtan, bahar bitince çiçeklerini korumasını bekleyemez. çünkü sonunda çiçekler meyveye dönüşür. ve sonra, sonra ağaç meyvesini kaybeder.”
* Certified Copy - Abbas Kiarostami

Yorumlar
Yorum Gönder