YÜZÜNÜN ASKERLERİNİ TANIYORUM !
YÜZÜNÜN ASKERLERİNİ TANIYORUM !
İnsanın haznesinde saklı bir çok şey varken orada olan ve aslında değer atfetmeyen şeyi sunar karşısındakine. Ya saklamak ister kendiliğinden ya da hiç de kendiliğinden olmayan ama istemeden ve yine ama özü çerçevesinde ana değeri göstermez. Değerli olanın pahası ve maneviyatı hiçbir şeyle ölçülemeyecek kadar değerlidir. Şu kavram tam da bunu kapsar. "Priceless". Normal çevirisi ile dilsel çevirisi, bu anlamda insandaki iki iç değer gibi taban tabana zıttır.
Peki bu doğrultuda gördüğümüz ama görmezden geldiğimiz birçok şey varken, gerek ben gerekse ben'in karşısındaki sen ne yapabiliriz? Değeri saklayan sen'in karşısında ben bunu bilirken, göz yummaya artık dayanamıyorsa tası tarağı toplayıp hemen gitmeli mi yoksa üzerine gidip artık gerçeği söylemeli mi sen'e ?
Gerçekliği ya da haklılığı savunmak seni haklı kılar mı peki? Yani senin doğruların, başkalarının doğru çemberine girmiyorsa haklılığının suskunluğa dönüşümünü izlemek seni gerçeğinden uzaklaştırır mı yoksa daha da mı sıkı sarılmanı sağlar?
Karşımızdakileri tanıyoruz. Evet, tabiki tanıyoruz. Artık bir şeyleri biliyoruz. Dünyayı iyi- kötü biliyoruz ve artık karşımızdakini irdeliyoruz. Bunu yapmak istemiyoruz ama ansızın gelişen bir oluşun içerisinde bulıyoruz kendimizi. Okumayı yeni öğrenen bir çocuğun yol tabelalarını okumak istememesine rağmen beynin zorla okutması gibi bu biraz da. Ansızın, istemsiz ve artık bir yerden sonra sıkıcı olmaya başlayan ama sonucu belirsiz olmayan bir şey gibi. Zorlama yorumlardan, ıskalamalardan, atıp tutmalardan ve boş yere ahkam kesmelerden ziyade belki de biz artık karşımızdakini tanımak değil, onun bize kendisini tanıtmasını bekliyoruz.
"Ben'in Karşısındaki Sen" kavramı aslında anne,baba, akraba, müdür, arkadaş,yoldan geçen ya da hangi kelime dizinine girerse hepsini kapsamaktadır.
Ben'in Karşısındaki Sen ;
'yüzünün askerlerini tanıyorum
sevincinin atları böyle dörtnala, nasıl!
dilinde basılmamış bir avuç toprak
sus: ikranın pay edilmesi
kapıyı döven kaçıncı karaltı
yüzüme çarpılmış kaçıncı yüz
eşikte aşınmış ayak izleri
sus : kırbaçlanması sesin
gölgesinden önce yığıldı kukla
bir avuç ip
üstümüze' *
*Sevgi Yerlioğlu- Av Gürültüsü
Yorumlar
Yorum Gönder