Ab-ı Hayat Denilen
ayaklarım yalın ayak... yazın serin bir ikindisinde yola yansıyan gölgeler, ağaç hareleri ile, taşların, yolların serinliğini birebir hissediyorum bedenimde...
uzak bir yerlerden gelmişim, bilinir bir yere çıkmışım, yol bulmuşum, yolun kendisi olmuşum... sırtımda küçük bir çanta var sadece bana yeten, bir de yollarda göreceklerime ayırdığım ikramlıklar var.. yollarda taze incir ağaçları var...
bunca yılın hikayesi var çantamda.. eskiden gelenler, yeni öğrendiklerim ama hep benden bir şeyler ile harmanlanmış... sevinçler var, hüzünler var, umutlar, hayal kurmalar, hayal kırıklıkları, büyük şehirler, uzak limanlar var, karşı adaların ışıkları var...
anlatabildiğim kendim, iki elim,iki ayağımla kendim var sadece... insanoğlu zaten ne anlatabilir ki dışarıdan... tek başınayken haykırabilir, bağırabilir, çoğu yerde sükun eder ama dışarıdan ne kadar anlatabilir...
işte tam da burada başlar asıl yol, o güzelim yol, o yazın canım serinliği gibi ferahlık veren o yol... hayatın en azından alabileceğimiz zevkli tarafı, ceremesini çekmeye razı olduğumuz şey tam bunun içindir. bir ferahlık uğruna, nice şeyler öğrenmene neden olur... dışarının hiçbir zaman anlatamadığı şeydir zaten ab-ı hayat dediğimiz, safi bir su kelimesinden ötedir. her insana yansıyan tezahürü, her insandaki algılanışı farklıdır ama her şeyden öte tüm insanlar için ne kadar farklı kavramlar çağrıştırsa da farklı bir şey sunduğu aşikardır.
bu satırları, yazın, sırtımdaki çantam ve hayatın bana kattıkları ile doldurduğum ruhum ile bir söğüt ağacı altından yazıyorum diye düşünün. sizin de ruhunuza ferahlık olsun diye.
hayat karşınıza birçok şey çıkarır, öğretir, deneyimletir, acıtır, sevindirir, çaba sarf ettirir ve sonra kaldığı yerden devam eder. önceki yazılarda anlattığım gibi icazet alarak gözbebeklerinizde bir güneş huzmesi yerini bulur ve sonra usul usul çekilir. size kalan giderken ki tavrıdır, gitmesinin nedeni ay'a olan saygısından mıdır, size vereceğinin bu kadar olmasından mı, yoksa canı artık gitmek mi istemiştir bilinmez. ama gittiğindeki neden , gittiğinden anlamlı bir hikaye ile gitmesidir. çünkü herkes gün batımının zamanını bilir.
Yorumlar
Yorum Gönder