Tuz ve Buz

 yağmur yüzümü okşuyor bugün İstanbul da. esnaflar, küçük dükkanlar, küçük dükkanların sarı ışıkları, cevizden sandalyeleri. biraz da o doğu kültürünün içerisinde hemhal olmayı daha da çok öğretiyor bana. sıcacık bir çayın dumanı yükseliyor, "ben ömrümde böyle bir çay içmedim" i söyletebiliyor. bugün İstanbul'da, o eski filmler ve dizilerdeki İstanbul'u gördüm. heveslendim ve heyecanlandım. "istanbul masalı"ndaki eskiyi yad etmiştim zamanında. bugün eskiyi karşımda buldum. bir yazıda şey okumuştum, "bizim aradığımız geçmiş mi , yoksa geçmişte yaşadığımız o güzellikler mi? bugün arayıp da bulamadığımız, ne yaparsak yapalım ucuna dokunamadığımız geçmişe mi özlem duyuyoruz".

belki öyleydi ve çoğunlukla da öyle belki. sevdalarımızı hala en derinden yaşarken o zamanlarda, elimizde kablolu kulaklıkla otobüse sakladığımız bir radyo programıydı belki geçmiş. beşiktaş'ın eski halleri, vapurların IDO'ya çevrilmemiş hali idi geçmiş. beykoz'u bu kadar bilmemeleriydi insanların belki de. o köşedeki dönemeci. her yerde alengirli kahve isimleri ile değil de tek bir kahve kelimesi ile isteğimize ulaşmaktı. erkeklerin bu kadar,özellikle kadınlar kadar kendilerine bakmadığı,sadece mahalle berberine gidip geldikleri zamanlardı. hakiki olan da bu idi belki de. buradan da anlaşılan her şeyin tuz ile buz oluşunu izlemişiz aslında, başka bir şey değil.

ama ben o eski İstanbul'u her anlamıyla iliklerimde hissettim bugün. her şeyiyle.

teşekkür ederim Allah'ım.




Yorumlar

Popüler Yayınlar