Tutunamayanlar…


 ilk vazgeçişler…dayanamamak belki, belki de emeğin nişanesi… her iki türlüsü de bir gösterge olarak hayatımızda var. emek, kaybediş, bıkkınlık ve daha birçok şey, birçok mahiyette kendini gösterebilir hayatımızda.
 
kemençemin ilk teli koptu bugün, belki üzüntüden belki emekten belki de her ikisi birden. bugün ilk senemi doldurmuş oldum cağnım kursta. biraz hüzünçlüydü ama eylül’de, yine o avluda buluşmak için söz verdik birbirimize tüm arkadaşlarla…

bir bağlılık hissi, bir yoldaşlık, samimiyet gibi. bildiğim ama yorumlayamadığım bir his bu. 11-17 yılları arasında, sonbahar’ın hala sonbahar olduğu o zamanlarda, sultanahmet’te, türk edebiyat vakfındaki sıcaklıklar gibi, yağmurun ardına açılan sarı ışıklar gibi bir his bu.anlatılacak bir şey gibi de gelmedi bana şu an. daha doğrusu her duyguyu anlatmaya benim yeteneğim yok. yıllara ve geçmişe dair duygu geçişleri oluyor, bugün ile geçmişi  bağdaştırırım istemsiz olarak.hoşuma gider ama bir “keşke” eklenir başına çoğunlukla. sanki hiçbir şey geri alınamayacak ve aynı güzellikte tezahür etmeyecek gibi bir his dayalı durur omzumda.

Yorumlar

Popüler Yayınlar