Salatalığı Rendelenmiş Cacık Sevmem
başlık uzundur aklımda, bilmem neden? ama gerçekten sevmem. zaten buradaki tüm başlıkların aslında bende yeri olduğundan ekliyorum. bu hali ile cacığı tatsız, ruhsuz ve biraz da sanki kendinden uzaklaştırılmış ve bazı şeyler gibi suyu çıkmş bulurum. adını bilirsin ama kendini bulamazsın. çaba sarf ettiğin şeyin bir anlama dönüşmediğini görürsün. ama özünde benim için ruhu yoktur.
değerlerinden ve kendinden vazgeçtiği o dönülmez nokta nedir acaba insanın. o devasa bumerangın gidip de dönmediği. hayatlarımızda güzel anılar olduğu gibi, dönüm noktaları, çıkmazlar, çoğu kez açmazlar ve daha niceleri ile dolu yol ayrımları vardır. bir de hassasiyetler. küçücük bir çocuğa bile öğretilebilen o doğruluk ve karakter inşası. ne muhteşem bir şey. bir sarrafın, değerli bir madeni hiç kimse bilmezken değerini alıp da işlemesi gibi. ailenin içindeki temsiller, inançların bir türlü aktarılması, sonra yol alması ve birisine yol olması.
yaklaşık 2-3 aydır umutlu ve kendimce gururlu zamanlardan geçiyorum. o muhteşem dönüm noktalarında bile yolun taşlarını değil de gelinciklerini topladığım için. ama taşlarını da yoldan ayırdığım için. birilerine yol ve yön olabildiğim ve bu duyguyu bana söylemeselerde görebildiğim ve duyumsayabildiğim için. ömrümün belki de böyle yemyeşil bir başak tarlasında olduğum bir diliminde, 3 ay sonra buğdayı savurup da, traktöre yükleyip üzerine yattığım zamanın hissindeyim. bunun için ne kadar şükretsek az. bu gibi ferahlık veren zamanlar çok az rast geliyor hayatımızda.
ve uzun zaman önce yazdığım aşağıdaki satırlar aklıma geliyor. tekrardan anımsıyorum.
"kırık dökük hikayeler biriktiriyoruz... sonra onları birleştiriyoruz kendimize kırık olmayan yenilerini sunmak için. baharın güneşi, çınar ağaçlarına yansıyıp yere hare olarak düşüyor, bizim de içimize şenlik oluyor. bazı türkülere denk gelişlerimiz oluyor... bu ana, ancak bu kadar güzeli yakışırdı diyoruz... yukarı bağa küçük kilimi sermişiz, dudağımızın kenarında bir başak var, elimiz başımızın altında yukarı gökyüzüne bakıyoruz, gözümüz dalıyor güzelliğe, biraz sonra çaya çağrılacak ismimizden bir haberiz"

Yorumlar
Yorum Gönder