Evimizin Yolunu Nasıl Biliyoruz?
nasıl dönüyoruz o dönemeci. nasıl yokuş aşağıya kaptırıyoruz kendimizi ya da nasıl o yokuş yukarı yola razı oluyoruz. nasıl yani? eve dönmek nasıl bir eylem. istemsizce bildiğimiz, güven duyduğumuz ve sonundan şüphe etmediğimiz bir olgu bu. tüm yorgunluklardan, göz altı morluklarından, kırgınlıklardan sıyrılıp, kendi içimize döndüğümüz sığınak belki de. İsmet Özel, "of not being a jew" de tam da buraya değiniyor işte.
"Herkesin bahanesi var, senin yok
günahlı bir gölgenin serinliğinde
biraz bekleyebilirsin, daha sonra
burada kalamazsın, başa dönemezsin
ama dön
Eve dön! Şarkıya dön! Kalbine dön!
Şarkıya dön! Kalbine dön! Eve dön!
Kalbine dön! Eve dön! Şarkıya dön! "
dışarıdan çalışırken, müphem saatlerde insanların hayatlarına dalıyorum. İstanbul'a soğuk inmişken kabanlarının içlerinden uzaklara dalan insanlara dalıyorum bende. nerede başlıyor acaba hikayeleri diyorum.neler yaşadılar, ne düşünüyorlar. bazısı umutsuz, bazısı yorgun, bazısı bekleyen bir çift göz ile uzaklara dalıyorlar. sonra yan masada kızıl saçlı bir erkek çocuğuna denk geliyorum. annesi mavi giydirmiş , gözleri parlıyor. iki ötede bir kadın en sevdiğim renk ile gülümsüyor, hayatının aşamalarını hüzünlü gülüşünden anlıyorum. aklıma uzak coğrafyalar geliyor ve uzak olmayan.
zeytin dalları ve beyaz masa örtülü bir masa gölgesinde zamanın ruhunu dinlediğimiz vakitler.

Yorumlar
Yorum Gönder