Kurulan Köprüler


 


























vaktinde bir zaman yeni yollar görüp, yeni hikayeler biriktireceksin fikri ya rüyama girmişti ya da gönlüme düşmüştü hatırlayamıyorum.

bugün ecdad’ın zamanında ayak bastığı toprakları dolaşırken içinde ister istemez bir ferahlık oluyor. şehrin sanki içine işlemiş zamanında tattırılan Müslüman kimliği. şehrin böyle yüksek bir noktasında, yeşillikler içinde bir türbe karşılıyor sizi. evinizin huzurunu tüm şehri arkanıza alıp, tam bu noktada bulabiliyorsunuz.

hayatın akışını bir yerlerde durdurduğumuz oluyor bazen. “dışarıda gürül gürül akan bir dünya” diyor ya Arif, işte öyle. kendimizi tek başına dinleme vakitleri o kadar değerli ki. ben kimim, bu hayattaki kimliğim ne, ne savunuyorum, kendi yolumda mıyım, varlığımın anlamlı çabası ne ve daha da anlamlı kılacak ne yapmalıyım. solo seyahat anıları kendini anlama seanslarının ilkini çeker zannımca. ara ara “gelin çocuklar şiir açıp okuyalım, bu havada bundan iyisi olamaz” deme isteklerim. bir şehre en yakışanın hafif rüzgar ve serinlik olduğunu bir kere daha anlama şerefine nail olmalarım…

sonra geçmişi ve şu anı bağlayan aşağıdaki dizeler geliyor aklıma, kızıl bir gün batarken önümde, Tuna karşımda…

aşağıdaki satırlar tam da burası için yazılmış hissi verdiği için paylaşıyorum bunu. bunca insanın, bunca zamanın, bunca hikayenin yaşanmış ve yaşanıyor olması için. içindeki bazı kısımları ben de ömrümde ara ara ve aslında çokça düşündüğüm için yazıyı, şehre ve ana kısmet olarak ekliyorum.

* “Atlarımız birbirine kişniyor biz ayrılırken”

On sekizimden otuzuma kadar ömrümün tam orta yerinden bir nehir akıttım. Şimdi kıyısında yürürken Tuna’nın, ayaklarımın altında çatırdayan yılların sesinin duyuyorum. Karşı kıyılarda kalanlarla, asla kesişmeyecek yollarda ama aynı istikamete gitmenin o gerilimli yalnızlığını paylaşıyorum. Nehrin en dar yerinde, umutla ordusunu karşıya geçirmek için huzursuzlanan bir serdar gibi, köprüler kurmuşum.


Ayaklarım saplanırken nehrin çakıllı toprağına, suyun her şeyi hiçbir şey için değiştirdiği yönünü tayin etmek ne zor. Bir Macar esiyor saçlarımın siyahtan ayrılmaya başladığı o ilk ana doğru.


Margit, Tuna’nın ortasında iki kıyıya da ait olmayan o üzgün kimsesizliğiyle güneşi çağırıyor benim için. Nehir adaları, durmanın akmaya karşı küstahlığıdır. Her şey akar gider ve o öylece kalır. Susmadan önce seçtiğimiz o kelimenin öylece kalması gibi alnımızın ortasında. 


* Furkan Çalışkan- Tuna Kısmet

Yorumlar

Popüler Yayınlar