Taş Plak Çalar Gibi
ama her nereyi seyri alem eylesen de, görsen, duyumlasan, anlasan ve kavrasan da, İstanbul veyahut kendi izlerinin yerini tutmuyor.
arkada Seyyan Hanım’dan Hasret çalıyor ve ben esen bir yele ceketimi de teslim ederek, bir ağacın gölgesinde oturuyorum şimdi. gençliğin bendeki izi olan bu şarkı ile birlikte.
nereye gidersen git geçmişin seninle gelecek. o yollarına bıraktığın ayak izleri, sohbetlerin, gülümsemelerin, göz yaşların, şiirlerin, sırların ve hatıraların, boğazın göz kırpışı... ne bu şehir terk edebilir seni ne de sen onu, bu şarkı ile. her gittiğim yere onu da bu şarkı ile taşıyorum. yürekten ve inceden…
kırık dökük bir İstanbul kahvehanesinde, bir ekim soğunda, sonbahar yavaştan elden giderken, bir çayın hatırına, dilime gelir gibi bu şarkı . en hakiki ve özlem içeren. o yüzden vazgeçmek sadece bir eylem değil yapılması en zor olan şeylerden zannımca. bunca zor olan şeyin içinde bence en kıymetli zor belki de.
bu yazıyı yazarken ne hissettirdi biliyor musunuz? hani mevsim bahara döner ya, yakmaz ama üşütmez o hava. hafiften ayaklarınız da rüzgarla buluşur, yüzünüzü okşar. Bir taş plak çalar gibi arkada.
hayatınıza anlam katan şeyleri o kadar uzaklarda aramayın. Bir bahar rüzgarı size uzaklardan haber getirir. geçmişin kokusunu, şimdinin umudunu getirir. ve bir yere ait olduğunuzu hissettirir. huzurlu, dingin ve sizden olan bir yere ait olmayı.

Yorumlar
Yorum Gönder