Günceler
düşünsene kilometrelerce uzakta bir hayali kovalıyorsun...
insanların sanki dünyanın yüküne katkı sağlarmış gibi, aslında hep kendi mevcut statülerini korumak için takip edip, ölüp bittikleri finans sayfalarından, parametrelerinden, alıp satmalarından çok daha yüce şeyler var. üstün varlıklar alıp kenara koyduklarınızı ne için yapıyorsunuz acaba? neden bu sistem sizi içine çekiyor. yani alınca kim oluyorsunuz almayınca kim? derdine düştüğünüz banknotların sizinle işi ne?
bazen zırvalar oluştururuz (kelime için kusura bakmayın, bazı konular da dayanılmaz oluyor), işte nedenim bu , şu vs. hepsi boş o nedenlerin inanın. etrafımda gördüğüm ve bazı amaçlar uğruna elde edilen, alınan, peşine düşülen şeylerin aslında neden yapıldıklarıyla, dildeki karşılıkları eşit değil. kendinizi aklıyorsunuz yani birilerine karşı.ya sahi neden doyumsuzluk içinize işlemiş ya da neden rest çekmiyorsunuz dünyaya karşı. ben de buyum abi diye. neden atıp tutuyor, ahkamlar kesiyorsunuz, iyilik timsalleri olma resitalleri düzenliyorsunuz. neden diliniz ile yüreğiniz bir değil. bu tek varlık ve onun safsataları ile ilgili de değil bu arada. her alanda içinize işlemiş. dil ile yürek aynı anda aynı yere bakmayınca, aslında hiçbir şeyin de bir anlamı olmuyor, ne anın, ne geleceğin ne de bu zamana kadar inanmadıklarınızla yaşayıp bitirdiğiniz geçmişin. o yüzden başkalarını bir şeylere inandırmaya çalışırken, ben bu inancın neresindeyim, karşımdakine ne anlatıyorum ve benim dünyada var olma nedenim bazı elime geçmiş metalarla, statülerle, yerlerle ve mekanlarla mı ölçülüyor, bunların dışında savunduğumuz yüce gönüllüğümüz, bir içimlik çayınız ya da bir selam ile başlayan sohbetinizin hiçbir değeri yok mudur tutunmaya ve kendinize yer bulmaya çalıştığınız toplumunuzun içerisinde. peki bu ömür, bu değeri olmayan ve inanıyor gibi yaptığınız inanmadıklarınızla devam ettirmek istediğiniz bir hayata asıl ne kadar paha biçilebilir, bence gerçek değer buradadır, sarraf işte burada yapar işini. aslı bilerek.
savunmadığınız, nefret ettiğiniz yerlerde buluyorsunuz kendinizi. lokasyonlarda, insanlarla, eşyalarla. olmaktan korktuğunuz çoğu yerde aslında. neden peki? dünyaya ayak uydurmak için, çevre için... bir şey için, kimi şey için. zamanında birisine en sevmediğim spor golf demiştim. bir aurası, çekiciliği yok demiştim bu spor için, içi boş bir safsata yani bana göre. verdiği cevap manidardı, yok ama çevre yapıyorsun demişti. dışarıda gürül gürül akan bir dünya varken, çevremi aradığım yer bir golf sahası olamazdı. başıboş ve dipsiz bir boşluğa göndermeyin tüm hayatınızı ve benliğinizi.

Yorumlar
Yorum Gönder