Ansızın Hayat...
bugünün değerini , hayatımın kimi günleri gibi yüreğimin en sahih yerine ekledim. sabah namazında 2-3 kişi ile dinlediğim en güzel dua da, sonra sıradan bir cümle gibi gelen ama bir ürpermeye neden olan "gün birazdan doğacak, bu yeni doğan gününüz en hayırlı şekilde geçsin" duası da bana en büyük payedir.
sonrasına gerek yok aslında... ama bitimine ihtiyaç var...
eve dönüş, bence dönüşlerin en güzeli... ev olarak nereyi gördüğümüz çok önemli... özlemimiz nereye çok önemli... ve eve dönüşün şekli önemli... yüreğin dolu gitmek en güzeli... yüreğindekini bir güzele yüklemek daha değerli... bir buket nergise gönül vermem bu yüzden... kokusu buram buram havaya karışan, insanlara karışan nergisi en güzel dönüşüme sakladım,bir emanet gibi sarıp sarmaladım bugün...
sonra ikinci en sevdiğim yere, fırına vardım elimdeki güzel ile.yeni çıkmış bir ekmek aldım. hayata ket vurur gibi. sonra iki elime baktığımda dilimden ansızın "ekmek ve çiçek" cümlesi çıktı. o kadar yakışmıştı ki birbirine bu ikili. sonra dedim biri yaşam mücadelesi biri de sevgi. ama sevgi ilk başladı. yola çıkışında ilk seninle o vardı. sonra yaşamımı devam ettiren ve hayatı katlanılır kılan iki güzel metafor yan yana idi. yolun ortasında kala kaldım. ansızın gelişti. sonra içinden geçen bu ikili daha önce de yan yana geldi.gelmişti.birileri için de bu bilinç vardı. anlatmaya çalıştığım 97 yapımı olan "Ekmek ve Çiçek" filmi idi.
işte tüm hikaye bu... anlamlı bir gün biriktirebilmek...

Yorumlar
Yorum Gönder