Senin Rüyan Neydi?
insanlar bir network tutturmuş gidiyor. iş yapmak için, inanmadıklarına aynen diyerek bir ağ kuracaklarmış ve önemli olan bu imiş. samimi görmediğim, fikirlerini bir zemine oturtamayınca çemberime dahil olmayanlara, bir türlü hayatımda da yer veremiyorum. ya hayata kaç kere geliyorum ve inanmadığım şeylere aynen diyip geçemem.bu düşünceye saygısızlık değil, kesinlikle saygı duyuyorum, mesele devamındaki varoluş kısmı aslında. mesele aslında hayata bakışlarımız bağdaşmıyor, onların doğruları benim doğrularım olmuyor.
birbirlerinizin hayatına, birbirinize inanmadığınız noktalar ile dahil olamazsınız. insanlar bunu bize verilen şu kısa ömürde çabalaya çabalaya yapmak istiyorlar. bir şeylere çaba sarfedecek gücünüz var ise bu kesinlikle "kendin olmama çabası" olmamalı zannımca. neden taviz veririz ki kendimizden? neden bize biçilen bu ömrü safi karşıt beni oluşturmak için kullanırız?
Cioran iyi bir şekilde özetliyor ;
"nerede tükettin ömrünü? ... bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet – geçmişinde bunların hiçbiri yok; hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor. iz bırakmadan kayıp gittin; senin rüyan neydi peki?"

Yorumlar
Yorum Gönder